24 Kasım 2010 Çarşamba

Öğretmenler Günü

Bugün 24 Kasım Öğretmenler Günü. Mesleğime başladığım günden beri öğrencilerimden ayrı geçirdiğim ilk öğretmenler gününün burukluğunu yaşasam da beni unutmayıp arayan öğrencilerim sayesinde oldukça mutluyum.
Öğretmenler gününde öğretmene verilebilecek en güzel hediyeyi veren öğrencilerime teşekkür ediyorum.
Fazla değil dört ay sonra onlara kavuşacağım. O günü sabırsızlıkla bekliyorum.

Tüm meslektaşlarımın öğretmenler gününü buradan kutluyorum.
Görüşmek üzere!

26 Haziran 2010 Cumartesi

KTBK KTKA Topçu Taburu

Asteğmen olarak atandığım birlik Kıbrıs Türk Barış Kuvvetlerine ait KTK Alayı Topçu Taburu. 9 ay görev yapacağım yavruvatan Kıbrıs'ı uzun zamandır merak ediyor ve görmek istiyordum.

Cennetiyle cehennemiyle bize ait olan ve hiç bir zaman taviz vermeyeceğimiz topraklarımızda askerlik yapmanın onurunu hissediyorum şimdiden.

Hayırlı olsun!

30 Mayıs 2010 Pazar

Askerlik Devam Ediyor

Ankara Polatlı'daki öğrenciliğim başlayalı iki ay oldu. Geriye bir ay kaldı. Yaklaşık yirmi gün sonra askerliğimin kalanını nerede yapacağım belli olacak.
Buraya düştüğüm için sanırım şanslıyım.
Şimdiye kadar geçen süre içerisinde en çok öğrencilerimi özledim. Dağıtım izninin yaz tatiline gelmesi kötü oldu ama okul açıldıktan sonra 10 gün izin alıp onlara görmeye gideceğim sanırım.
Yaz tatilinin başlamasına az kaldı.Öğrencilerime vereceğim tavsiye; tatil boyunca bol bol kitap okumalarıdır.

Görüşmek üzere...

10 Nisan 2010 Cumartesi

Uzun Dönem..

Altı ay askerlik beklerken yedek subaylık çıktı. Bir yıl sonra görüşmek üzere...

1 Nisan 2010 Perşembe

Askerlik...

Uzun zamandır günlüğüme hiçbir şey yazmıyorum. Günlük ciddi bir iştir aslında ve ihmale gelmez ancak; görevlendirme olarak idarecilik yaptığımdan sınıfımdan ve çocuklarımdan uzağım. Yazmama nedenim bu...

Şimdiden sonra, çok daha uzun bir ara vereceğim yazmaya. Bunun nedeni vatani görevim. Evet bugün itibariyle askerliğim başladı. Altı ay bir yıl sonraya kadar (yani 1 Ekim 1Nisan) buraya pek bir şey yazamayacağım sanırım.

Görüşmek üzere...

5 Mart 2010 Cuma

Kazım Koyuncu'nun Anısına...

Karadeniz’in has sesi Kâzım Koyuncu, Karadenizliler’in kansere kurban edilmelerine hep öfke duydu… Sonunda kendi bedeni kansere yenik düştü… Ama sesi yankılanmaya devam ediyor. Öfkeli olduğu kadar haklı ve içten bu sese kulak verin. Greenpeace’in nükleer kampanyasına destek veren radyoaktivistlerden birinin Kazım Koyuncu’nun anısına hazırlayıp bizimle paylaştığı videoyu siz de izleyin, izlettirin.

Kâzım Koyuncu’yu ve tüm Çernobil mağdurlarını sevgiyle anıyoruz…

Kazım Koyuncu'nun Anısına from Greenpeace Akdeniz on Vimeo.

5 Şubat 2010 Cuma

Kardeş Kıskançlığı


Kıskançlık, sevilen birisinin başkasıyla paylaşılmasına katlanamamaktır. Kıskançlığın, içgüdüsel yani doğuştan getirdiğimiz genlerimize şifrelenmiş olduğu ileri sürülmektedir. Yaşamın her döneminde görülebilir; ancak çocuklukta biraz daha yoğun yaşanabilmektedir. Bu duyguyla ilk tanışma, iki yaş civarındadır. Doğal, evrensel ve insanı oldukça mutsuz eden bir duygudur. Önemli olan, ne boyutta yaşandığıdır. Çocuk, herkesin kendisinden daha iyi olduğunu ve kendisinin herkesten daha çok sevildiğini düşünmeye başlar.

Özellikle küçük çocuklarda yeni doğan kardeşi kıskanma, kimi zaman yaşamı etkileyecek ve davranış bozukluğuna neden olacak derecede yoğun bir duygu olabilmekte ve yardım gerektiren bir hal alabilmektedir.

Yeni bir kardeşin doğumu çocuğun; ilgi ve koruyuculuk, sıkıntı ve kıskançlık gibi çelişkili duygular yaşamasına neden olur. Artık eskisi kadar sevilmeyeceği korkusu daha anne hamileyken başlayabilir. "Sakın endişe etme, seni de bebek kadar seveceğiz" cümlesi iyi niyetli olsa da çocuğun, anne babanın sevgisi için kardeşiyle yarışmasına yol açabilir. "Sessiz ol, kardeşin uyuyor" gibi sözlerle çocuğun yaşantısını bebeğe göre ayarlamak kıskançlığı tırmandıracaktır.

Sevginizin eşit olduğunu göstermeye çalışmak yerine; her çocuğa, birbirinden ayrı olarak, sadece kendisine özel bir sevgi duyulduğunu göstermek daha doğru olacaktır.